16 Kasım 2013 Cumartesi

Aşure VS Ayva

Tamam, bu sefer istediğim aşure olmadı ama ayva tatlısı onun yerini tuttu  :)
İyi haftasonları...

13 Kasım 2013 Çarşamba

Aşure

Bende ne kadar acaip zevk varmış yahu. Bu halimle tezhip sergilerini karıştırıyorum. Kelam’ı çevreleyen hâli temsili ararken fazla deryalara açılmayalim yani. Aşureniz mübarek olsun, bizede tadı azıcık düşsün. Amin :)

9 Kasım 2013 Cumartesi

Seçimlerle ilgili minik bir analiz

Seçimlerle ilgili minik bir analiz

AKP genel baskan yardımcısı ve AR-GE den sorumlu kişi Süleyman Soylu "Istanbul'un adayı, bu seçimin önemi konusuna hafif gelir" demiş.

Ben burdan iki anlam çıkarıyorum:
1. AKP Istanbul'u kaybedebileceğini gözönünde bulundurmaktadır.
2. Istanbulsuz Türkiye'nin iktidarını elinde tutabilmenin çalışması içine girmiştir.

AKP bu gidişle paradigma değişikliğine oynamakta. Kolay gelsin !

4 Haziran 2013 Salı

Tarih


Tarihin tekerrürden ibaret olduğuna bir kere daha şahit oldum. Şeytan ademi yine ağaçla kandırdı.

28 Nisan 2013 Pazar

Gündem

Milli içeceğimiz ayran olsun, ama..
Bu günlerde bir yaygara almış başını gidiyor. Tayyip Erdoğan, geçen hafta Yeşilay tarafından düzenlenen Global Alkol Politikaları Sempozyumu'na katılımında "Bira (Tek parti döneminde) milli içki olarak halka sunulmuştur. Halbuki bizim milli içkimiz ayrandır" demiş. Güzel bir konuya değinmiş. Kimilerinden çay, kimilerinden rakıdır duyar gibiyim. Baştan söyleyeyim, Türkiyede böyle bir şey demeye yürek ister, sonuçta bu beladan nemalanan bir çevre, o belaya odaklanmış bir sanayi var. Bir zamanların sigarası gibi.
Içkinin bireye, aileye, topluma, ülkeye etkilerini yani açıkcası fayda ve zararlarını burada tartışmıyacam. Bunu toplum olarak değişik zaman dilimlerinde ve forumlarda dile getirenler olmuş ve olacaktır. Devlet ve hükümetlerde  o zaman dilimini göz önünde bulundurarak, kanun ve yürürlülüklerle düzenleme getirir. Buna sonuçta hükümetlerin görevi diyebiliriz. Ayrıca, sonuçta etkileri hakkında bilgilerin bireyde nüfüs etmesi velhasıl toplumun bu konuda alacağı tavır, degişimin gerçeklesmesinde yeterli gücü sağlıyacaktır. 
Ama bu yeterli mi? Bence hükümet olarak bir görev icra edilecekse bu da halkın bilgilendirilmedigi konulara öncelik vermesi olmalıdır. Tükettiğimiz sanayi ürünü yiyecek ve içecekler (Coco-cola, Sana, ülker goflet vs vs) yeteri kadar inceleniyor mu. Üretirken hangi aşamlaradan geçirilererek üretiliyor, kullanılan kimyasallar hangi düzenemeler çerçevesine tabi tatuluyor?
Örnek olarak trans yağları düşünelim. Trans yağlar özellikle zararları kanıtlanmış yağ tipi olarak büyük ölçüde kurabiye, kek, hamur işleri ve kızarmış sanayide üretilen gıdalarda bulunuyor. Kullanımı ucuz olmakla beraber ürünlere dayanıklılık sağlamakta. Ama bunun yanında zararlarıda aşikar. şu ana kadar tespit edilenlerse şunlar: kardiyovasküler hastalıklar, astım, alerji, sedef, artrit ve fibromiyalji.
Danimarka'da hükümet, gıdalarda trans yağ kullanmında bir üst sınır belirlemiş (%2). New York'ta tamamen yasak. Norveç'te bunu ayarlama çabası içinde. Bizde kullanımı sınırlandırabilirmiyiz? Türkiyede malesef bunu gündene alan bir babayiğit yok.
Peki bunu kullanmaya mecburmuyuz? Tabiki hayır. Bunu diğer daha sağlıklı yağlarla değiştirmek mümkün. Işte burda devletin ve hükümetin alacağı tavır önemli. Sınırlandırabilir, tamemen yasaklayabilir. Alternatif ürünleri teşvik edici düzenlemenler yapılabilir ve yapmalmalıdırda. 
Bende bari burdan sesleneyim, belki bir duyuran olur:
Milli içecegimiz ne olursa olsun sağlıklısından olsun.

17 Nisan 2013 Çarşamba

Muhibbiye latife

Muhibbi; latifede bulunmuş ,demişsin ki:

«Kimi ar'ar demiş kadd-ı dildar'a kimi elif, cümenin maksudu bir amma rivayet mutelif»
Kimse söylemedimi sana, kimi ar'ar, kimi elif. Peki sen rivayet eyle; ar'ara ne, elife ne dersin?

19 Mart 2013 Salı

Gallipoli

Düşündüm; mahşeri aratmayacak dehşeti yaşatan o zaman dilimini yaşamadan, gerçek dışı gibi görünen olayları nasıl ifade edebilir ve anlatabilirim. Anlatılan hikayler, kaleme alınan anılar yaşanan olayların fotografları bir nebze sana ve bana o anı hissettirebiliyor. Ama yok mu o şiirler; samimiyetin doruga çıktıgı, dinleyeninde o anı yaşyormuş gibi düşündügüm bir analtım şekli sanki o. Bu sefer kendi düşünelerimi bir kenra bırakıyor, ve o sonucları daha degişik bir perspektiften bakan, genç bir anzak askerinin babasından türkçeleştirerek dinliyorum:
Sen bizim herşeyimizdin, annenin ve benim,
Başın dik yürüdügün o an, işte o zaman gururluyduk.
Halbüki zavallı anneni öldürmüştü ve beni yavaşça öldürüyordu,
o Gelibolu kıyılarından gelip göctüğün o zaman.

Bize tek mektup geldi, hemen anladık.
Orda üzüntüyle belirtilmişti, oğlunuz
yiğit
ve cesurdu.
Sen sadece 19 idin,

biz yinede seni Geliboluya ölüme yelken actırmıştık.

Sen yanlış bir ülke ve yanış nedenler için savaştın.
ve annen  söyledi durdu, İrlanda'nın büyük kaybı
tüm bu gençler yabancı kıyılara savaşmaya koştu
ğu zamandı.
Halbüki savaşların en büyüğü burda idi.